EVRENİN HAFIZASI 14)
YÖNLENDİRME (MANİPÜLASYON)
İnsan, kendisini özgür iradeye sahip bir varlık olarak görür. Kararlarını kendi verdiğine, düşüncelerinin kendisine ait olduğuna inanır.
Peki ya bu özgürlük, sandığımız kadar bağımsız değilse?
Tarih boyunca toplumlar yalnızca güçle yönetilmedi. Bilgi, inanç, korku, umut ve semboller de en az fiziksel güç kadar belirleyici oldu. Gücü elinde tutanlar yalnızca olayları değil, olayların nasıl yorumlanacağını da neyi seçmemiz gerektiğini de dikte etti.
Bir çağda doğru kabul edilenler, başka bir çağda yanlış sayılabildi. Dün imkânsız görülenler bugün sıradan hale geldi.
Bu durum kaçınılmaz bir soruyu doğurur:
İnsanlık gerçekten ilerliyor mu, yoksa yalnızca kendisine sunulan yeni çerçevelere mi uyum sağlıyor?
Tarih boyunca bilgi akışını kontrol eden yapılar, aynı zamanda düşünce alanını da şekillendirdi. Çünkü bilgi yalnızca edinilen bir şey değildir; aynı zamanda nasıl dağıldığı ve nasıl görünür olduğu üzerinden etkisini kurar.
Bazı dönemlerde bilgi bastırıldı. Bazı dönemlerde çoğaltılarak içi boşaltıldı. Bugün ise ikisi aynı anda gerçekleşebiliyor: Bilgi her yerde, ama dikkat belirli yerlere yönlendiriliyor.
Ne göreceğimizi,
Ne üzerine konuşacağımızı,
Neye tepki vereceğimizi,
Neyi önemli sayacağımızı,
Hangi renk ve motiflerin neyi temsil ettiklerini…
Belki de çağımızın en büyük yanılsaması, özgür seçim yaptığımızı sanmamız.
Oysa çoğu zaman bizden önce belirleyen bir akış var.
Bu yönlendirme her zaman gizli de değildir.
Bazen açıkça gösterilir. Bazen tekrar ettirilir.
Ve bazen tüm diğer ihtimallerin önünü keserek özümsenmesini sağlar.
Ve belki de asıl mesele şudur:
İnsan gerçekten neyi düşündüğünü mü seçer, yoksa düşünmesi için önüne konan alanın içinde mi hareket eder?
Acaba manipülasyon, evreni anlamaya çalıştığımız noktada, evrenin derinliklerinde mi başlıyor?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder